tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2013 Cuma

Tatil fırsatları

Tatil fırsatları ve yerleri Yaz geldi... Bu yaz nereden tatil yapsak diye sorgulayan kişiler internete üzerinden tatil yerlerini ve fırsatlarını aramaya başladılar... 2013 tatile nereye gidilir diyenlere yönelik hazırladığımız tatil fırsatları sayfamızda güncel tatil yerleri ve fırsatlarına yer veriyoruz.

Günün Fırsatı ile belirli sürelerde ve uygun fiyatlarla sunulan yurt içi ve Kıbrıs otelleri ile yurt dışı, kültür veya gemi turlarıyla ilgili son dakika tatil fırsatlarından yararlanabilirsiniz

2013 Yurt içi ve Yurtdışı Tatil Turları. 1000'den fazla Tatil Oteli Seçeneği, Güvenli online rezervasyon imkanı.

Sert ve çetin geçen bir kışın ardından cemre düşeli haftalar oldu ve sıcaklar yavaştan yavaşa kendini hissettirir oldu. Tabi kış boyu yan gelip de yatmayıp gece gündüz çalışan insanların dinlenmeye hakları olduğu kanaatindeyim. Nasıl olmayayım ki kendimden biliyorum bunu. Abi gece gündüz demeden hem ders çalıştım hem de ev kiramı karşılamak için ek olarak işler yaptım. E bu çalışmaların ardından aslanlar gibi bir tatil yapmayı hak ettiğimi düşünüyorum.

Böyle düşünceler arasında gidip gelirken az önce oturdum bilgisayar başına ve yaz tatilimi değerlendirmek amacıyla uygun fiyatı tatil yapabilmek için tatil fırsatları başlığındaki siteleri araştırmaya başladım. Karşıma birçok internet sitesi çıkmadı değil ama bu sitelerin bir çoğu reklam olduğundan dolayı doğrusu pek güvenim kalmadı diyebilirim. Daha önceden yaşadığım acı tecrübeleri burada paylaşmama gerek yoktur zannedersem.

Sonrasında nedendir bilmiyorum ama samimi bulduğum ve güvenilir olduğunu yorumlardan okuduğum uygun tatil fırsatları ismindeki web sitesine rastladım. Tabii öyle hemen balıklama atlamak olmadığından dolayı siteyi incelemeye başladım. Bu siteyle birlikte elimdeki bir kaç internet sitesini değerlendirmek üzere arşivime atmış durumdayım. İyi günler dilerim..

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Bereketli topraklar, Adana

Bereketli Çukurova’yla heybetli Toroslar arasında kurulu Adana, zengin mutfağı ve tarihi yapılarıyla, tarih ve kültür meraklılarına sesleniyor.

Lokman Hekim’e atfedilen bir söylenceye göre ölümsüzlüğün sırrı bu topraklarda insanoğlunun eline geçmiş; ancak, yine bu topraklarda insanoğlunun elinden alınmış. “Bir gün Çukurova’nın çiçeği, otu bol topraklarında şifalı bitkiler aramakta olan Lokman Hekim çiçeklerin aralarında konuştuklarını duyar. Biraz kulak kesilince çiçeklerin ölümsüzlüğün sırrını anlattıklarını fark eder ve başlar konuşulanları bir bir not almaya. Ölümsüzlük iksirinin formülünü bir kâğıda yazar. Sırrın yazılı olduğu kâğıt parçasını bir taraftan havada sallamakta, diğer taraftan da sevinçle ‘ölümsüzlüğün sırrını buldum, ölümsüzlüğün sırrını buldum’ diye haykırmaktadır. Bu coşkuyla Ceyhan Nehri üzerindeki köprüyü geçerken aniden çıkan bir rüzgâr, sırrın yazılı olduğu kâğıdı Lokman Hekim’in elinden aldığı gibi nehrin sularına savurur. Kısa bir süre için insanoğlunun eline geçen ölümsüzlüğün sırrı, o günden sonra tekrar sır olarak kalmaya devam eder.”
Geçmişte böyle bir sır öyküsü yaşayan Adana bugün sırlarla değil ama sürprizler ve çelişkilerle dolu. Eskiyle yeninin içiçe geçmişliği, gelenekselle modernin yanyana durduğu, gündelik hayatın çelişkilerle harmanlandığı Adana’yı anlamak, kavramak ve sevmek için emek vermeniz, ona vakit ayırmanız gerekir.

Eski ve yeni Adana…
Adana’ya ister uçakla, ister otobüsle gelmiş olun, kent merkezine ulaşmak için Turhan Cemal Beriker Bulvarı’nı kullanırsınız. Ortalama 5 km süren bu yolculuk boyunca gördükleriniz kentle ilgili ilk düşüncelerinizi oluşturmaya başlar. Sıcak iklimlere özgü dışa dönük yaşam buradan itibaren kendini gösterir. Düzensiz ve kalabalık sokaklar, toza kesmiş hava, binalardaki anten ve klima kirliliği, kentle ilgili daha önce duyduklarınızla çelişir.

Ülkemizin beş büyük kentinden biri olmasının yanında tarım ve sanayi dolayısıyla zengin olduğunu düşündüğünüz Adana’nın bu ilk görüntüleri sizi yanıltmasın. Sizi kentin merkezine ulaştıran bulvar aynı zamanda eski ile yeni Adana’nın sınırı gibidir. Adana’nın yeni bölümünü oluşturan Kurtuluş semtine geldiğinizde, kentle ilgili ilk anda kafanızda oluşan olumsuz düşünceler değişmeye başlar. Sanki yol boyunca gördüklerinizle burada gördükleriniz bambaşka kentlere ait gibidir. Artık kargaşadan eser yoktur. Palmiyelerle renklendirilen geniş caddeler, çok katlı modern binalar, ünlü mağazaların sıralandığı bulvarlar ve gençlerin doldurduğu keyifli kafeler Adana’nın bugününü anlatır.

Doğunun en fazla göç alan kenti, Adana...
Adana’nın geçmişini Tepebağ ve Kuruköprü gibi semtler anlatmaya çalışır. Çalışır diyorum, çünkü yeni kente gösterilen özen buradan esirgenmiştir. Bu nedenle kentin geçmişinden kalanlar bu bölgeye aralıklarla serpiştirilmiş vahalar gibidir. Her ne kadar vaha diye tanımladığım tarihi yapılar iyi korunmuş olsa da, bu çalışmalar sadece dinsel yapılarla sınırlı kalmış. Söz konusu yapıların bulunduğu bu semtlerin tarihi dokusu ise genel olarak fazlaca hırpalanmış ve yorgun düşürülmüş durumda. Bu nedenle birbirinden kopuk bu tarihsel vahalara ulaşmak için emek harcamanız gerekiyor. Doğunun en fazla göç alan kenti olan Adana, aynı zamanda ülkemizin dördüncü büyük kenti olma özelliğini de taşıyor. Antik Kilikya bölgesinin önemli kenti Adana, tarih boyunca Hititler, Asurlar, Persler, Makedonlar, Romalılar, Bizanslılar, Abbasiler, Memluklular, Selçuklular ve Ramazanoğulları’na evsahipliği yapmış. 1517’de ise Osmanlı topraklarına katılmış. Kentin merkezinde ve yakın çevresinde bulunan ve binlerce yıllık tarihsel birikimden geriye kalan eserler doğal olarak uzun bir liste oluşturuyor.

Adana’nın eski dokusu içinde bulunan ve 1507’de inşa edilen Ulu Cami, sekizgen minaresi ve siyah-beyaz mermerin yanında İznik çinileriyle donatılmış mihrabıyla görülmeye değer. Ramazanoğulları Beyliği döneminde camiyi yaptıran Halil Bey’in türbesi de caminin hemen yanında bulunuyor. Caminin mihrabı kadar ilginç olan bir başka detayı da, alıştığımız tarzdan farklı olarak inşa edilmiş olan sekizgen minaresi. Kentteki bir diğer önemli tarihi cami olan Yağ Camii, Saint Jacque adına yaptırılan bir kiliseden, 1501 yılında camiye dönüştürülmüş. Eski Cami adıyla da bilinen yapıya Yağ Camii denmesinin sebebi ise bir zamanlar önünde yağ pazarı kuruluyor olması.

Seyhan Nehri üzerindeki, 4. yüzyılda Roma İmparatoru Hadrianus tarafından inşa ettirilen Taş Köprü, kentin simgesi. 319 metre uzunluğundaki köprünün geçmişte var olan 21 kemerinden bugün sadece 14’ü ayakta. Taş Köprü, Seyhan Nehri’nin bir tarafındaki modern otel binasıyla, diğer tarafındaki Sabancı Camii’ni birleştiriyor gibi görünüyor. Bu görüntü de, geçmişle geleceğin bir arada yaşandığı kente çok uygun düşüyor.
Büyük Saat Kulesi, tarihsel öneminin yanında adres tariflerinin baş rolünde olma özelliği taşıyor. Adana’nın eski bölgesinde adres sorduğunuzda tüm tarifler bu saat kulesi referans alınarak yapılıyor. 1881 yılında Vali Ziya Paşa tarafından yapımı başlatılan kule, 1882 yılında Vali Abidin Paşa tarafından tamamlatılmış. Kent, müze bakımından oldukça zengin. 1924 yılında kurulmuş olan Arkeoloji Müzesi, Hitit ve Roma eserleriyle dikkat çekiyor. Müzenin en ilgi çekici eseri ise, M.Ö. 7. yüzyıla tarihlenen Hitit Tanrısı Tarhunda’nın heykelciği. Ayrıca müze, sikkeleriyle de ünlü.

Etnografya Müzesi ise tarihi bir kilise binasında hizmet veriyor. Bina, Fransız işgali sırasında askeri hastane olarakta kullanılmış. Müzede, İslami taş eserlerin yanında Türkmen aşiretlerine ait etnografik objeler de sergileniyor. 1923’te kenti ziyaret eden Atatürk’ün, eşi Latife Hanım’la birlikte konakladığı, 19. yüzyılda yapılmış geleneksel bir Adana evi, restore edilerek Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi olarak düzenlenmiş. Orijinal eşyaların yanında Atatürk’ün Adana ziyareti sırasında çekilmiş olan fotograflarını da burada görebilirsiniz.
Kurtuluş semtinde bulunan Atatürk Parkı, Türkiye’nin en iyi düzenlenmiş parklarından biri. Adana’nın sıcak iklimi düşünüldüğünde burası kent için tam anlamıyla bir cennet. Parkın düzenlenmesinde su ve gölgeli ağaçlar bolca kullanıldığı için Adanalılar, burayı günlük koşuşturma içinde kısa molalar vermek için tercih ediyorlar.

Çevrede başka neler var?
Yakın çevresiyle de pek çok seçenek sunan Adana, özellikle yaylaları ve ören yerleriyle öne çıkıyor. Toros Dağları, yayla yaşamı ve doğa sporları için son derece ideal. Pozantı, Yenikonacık, Belemedik, Akçatekir ve Asar gibi yaylalar, yaz aylarında Adanalıların kaçış noktaları. Yumurtalık ve Karataş gibi yerleşimler ise Adana’nın Akdenizle kucaklaştığı yerler. Ayrıca, Yumurtalık’taki Aegea, Karataş’taki Magarsus antik kentleri her iki yerleşimin önemini artırıyor.
Geçmişin önemli ticaret yolları üzerindeki bölgede çok sayıda kale bulunuyor. 11. yüzyılda Haçlılar tarafından inşa edilen Yılankale ve geçmişi Asurlular’a kadar uzanan Anavarza Kalesi, söz konusu kaleler içinde en sağlam olanları.

Şar ören yeri, çevrede görülmesi gereken yerlerden biri. Hitit, Roma, Bizans, Ermeni ve Osmanlı dönemlerini yaşamış olan yerleşimdeki en önemli eser bir Roma senatörüne ait olan ve Kırık Kilise adı verilen yapı.
Adana’ya 26 km mesafede bulunan Misis; Mozaik Müzesi ve köprüsüyle özel ilgiyi fazlasıyla hak ediyor. Misis antik kentindeki 4. yüzyıla tarihlenen bir bazilikanın taban mozaikleri bu müzede sergileniyor. Nuh Peygamber’in çeşitli hayvanlar arasında betimlendiği mozaik tek kelimeyle büyüleyici.
Adana’nın mutfağı ise başlı başına bir yazının konusu olacak zenginlikte. Hem bu yemekleri tatmak, hem de Adana’ya özgü bir gece yaşamak içinse en doğru adres Kazancılar Çarşısı. Buradaki Tarihi İstanbul Meyhanesi ise, klarnet, keman ve ud eşliğinde Adana kebabı yiyip, yanında şalgam suyu içerek kenti daha yakından yaşayıp anlayabileceğiniz en uygun mekân.

AMSTERDAM

Avrupa'nın en gözde eğlence adreslerinden biri olan Amsterdam, Queen's Day günü cadde ve sokaklarında açılan binlerce tezgahıyla 'yok yok' dedirtecek türden bir alışveriş alanına, dünyanın en büyük bitpazarına dönüşüyor. Böyle bir günde belli başlı meydanlarda orkestralar yüksek ritimli müzikler çalarken, teknesi olanlar müzik ve biranın tadını tekne partilerinde çıkarıyorlar.

Floris Wenberg ve Tim Skelton Avrupa'nın en büyük partilerinden birine giderek bu eğlencenin gerçekte nasıl bir deneyim olduğuna ilişkin notlar aldı. Sonuç olarak baştan başa oranj ve gözalıcı bir deneyim!

HER YER TURUNCU ÇÜNKÜ BURASI 'ORANJE'AİLESİNİN ÜLKESİ!
Nasıl ki İrlanda kendi bağımsızlık gününde topraklarını tamamen yeşille donatıyorsa, Hollandalılar da kendileri için çok özel olan bu günde, ülkelerin baştan aşağı oranja boyuyor. Aslında bu gelenek Hollanda Kraliyet Ailesi'nin resmi soyadının 'Oranje' olmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle yılda bir gün ülke baştan aşağı oranj renge bezenerek muazzam bir eğlencenin merkezi haline geliyor.

Koninginnedag'ın tarihçesine baktığımızda bu geleneğin 19. yüzyıl sonlarında Kraliçe Wilhelmina'nın doğum günü şerefine düzenlenen kutlamalarla başladığını görüyoruz. Bu tatil geleneği daha sonra kraliçenin kızı Juliana'nın doğum günü olan 30 Nisan'da da sürdürülmüş. Söz konusu tarih aynı zamanda Kraliçe Juliana'nın 1948 yılında tahta çıktığı güne denk gelmiş. 1980 yılında tahta geçen ve bugün hala Hollanda Kraliçesi olan Beatrix bu geleneği bozmamış. Böylelikle bu geleneksel kutlamaların aynı tarihte yapılması geleneği, günümüze kadar sürmüş.

ZİYARETÇİ SAYISI, ŞEHİR NÜFUSUNUN İKİ KATI
Hollandalılar dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar 30 Nisan'ı olabildiğince özel kılmak için ellerinden geleni yapıyorlar. İnsanın böyle bir kutlama ile memleketinden başka bir yerde karşılaşması oldukça ilginç bir deneyim .

Dünyanın hiçbir yerinde bu özel gün Amsterdam'da olduğundan daha ihtişamlı ve sınırsız bir eğlenceye sahne olmuyordur. Kent nüfusunun iki katından fazla sayıda ziyaretçinin katıldığı kutlamalar şehir meydanlarında bir önceki gece başlayan büyük sokak festivalleriyle tüm gece sürüyor. Dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler aslında tüm bu olan bitenin gerçekten anlatıldığı kadar görülmeye değer bir şey olup olmadığını bizzat deneyimlemek isteyenler... Eğer siz de bu muhteşem eğlenceye katılmak istiyorsanız, elinizi çabuk tutun ve bir an önce rezervasyon yaptırın. Çünkü oteller aylar öncesinden doluyor ve son anda yer bulmak neredeyse imkansız.

Kentte çevre binalar bayraklar, oranj kurdeleler ve kırmızı, beyaz, mavi tonlarda şeritlerle süsleniyor. Hollandalılar genelde spor müsabakalarında oranj tonlarında giyinmeyi tercih ediyorlar. Özellikle de milli futbol
takımları söz konusu olduğunda... Bazıları tepeden tırnağa göz alıcı kıyafetler giymiş. Ne kadar abartılıysa o kadar iyi diye düşünülüyor. Bu denli coşkulu bir kalabalığın ve eğlencenin nabzının attığı bir yerde eğlenememek imkansız. Her şey oranj tonlarında. Yiyecek içecekler bile!

BAŞKA YERDE YOK
Her ne kadar tüm bu eğlenceler şehir genelinde gerçekleştirilse de Jordaan semti ayrı bir popülariteye sahip. Buradaki cadde ve sokaklar o denli kalabalık oluyor ki hareket etmek neredeyse imkansız. Bugüne özel olarak cadde trafiğe kapatılıyor. Her tarafta müzik ve eğlence karşınıza çıkıyor.

DJ ve orkestraların çaldığı jazz, klasik, rock ve tekno sound'ları etrafa neşe saçıyor. Resmi geçit, sokak tiyatroları ve havai fişeklerse kutlamalarda yer alan diğer aktiviteler. Teknesi olan ya da tekne kiralayanlarsa kanallarda tekne partileriyle bu coşkulu eğlenceye farklı bir boyut kazandırıyor. Vondelpark'da ise özellikle çocuklara farklı eğlence alternatifleri oldukça güvenli bir ortamda sunuluyor.

'Tüm sıkıntılarımızı unutup yalnızca iyi vakit geçirmeye odaklandığımız bir gün' diyor Bart ve sözlerine şöyle devam ediyor: 'Bu kadar fazla insanın eğlenmek adına bu denli fazla çaba harcadığı bir ortam inanılmaz bir etkileşim yaratıyor.' Tamamıyla aynı fikirde olduğunu söyleyen Ed ise şunları ekliyor: ' Hiçbir şey için bu eğlenceyi kaçırmam. Genelde iş için çok seyahat ederim. Ancak Koninginnedag için Hollanda'da olmaya çalışacağım. Böyle bir eğlence hiçbir yerde yok.'

ALIŞVERİŞ DE BİR EĞLENCE!
Burası ikinci el alışveriş yapmayı sevenler için de bir eğlence kaynağı. Sokaklar neredeyse aklınıza gelebilecek her şeyi bulabileceğiniz tezgahlarla dolu. Bugüne özel satılan hiçbir şey için vergi ödemiyorsunuz. Dünyanın en büyük, bir günlük bitpazarı şehrinde fiyatlar pazarlığa açık ve gün sonuna kadar devam ediyor. Queen's Day müzik, dostluk, bira, dans, eğlence ve ticaretin iç içe olduğu bir tür başkaldırı. Her taraf oranj ve herkes mutlu. Bu günün sabahı, insanların yataklarından gülen bir yüzle kalktıkları ve eğlenmeye hazır oldukları bilinen bir gerçek.